(via kedidirokedi)
“Merhaba Bartu ben.”cümlesini duymak “dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey.”Ayy durun çok heyecanlı.En baştan anlatıcam.
Ben ve Zü hayran kaldığımız,eşini benzerini bulamadığımız aramayı da düşünmediğimiz oyunun,güzel şeyler bizim tarafta’nın ikinci kez yolunu tuttuk.Yine bir buçuk saat erken gittik.Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlara ulaşmayı beklemek şizofrenidir biliyorum ama bu sefer öyle olmadı.Krek’in etrafında dönmeye başladık.Sonra direk Krek’in önünde volta atmaya başladık.Krek mensupları bahçede top oynayarak eğlenmekteydiler.Saatler 19.30’a yaklaşırken Krek’in önünde bir taksi durdu.İçinden Öykü Karayel indi.Hemen arkasından bir taksi daha geldi vee gözlerim Bartu’yla buluştu.Taksiyi biraz uzakta durdurdu.Krek’e doğru yürümeye başladı.Zü’den dinlediğime göre o sırada suratım bembeyaz olmuş ve onun hadi yanına gidelim cümlesine “Adım ne?Adımı hatırlayamıyorum” diye cevap vermişim.Biz ölümlerden dönerken Bartu çoktan Krek’e girdi.İki heyecanlı tipe tebessüm etmeyi ihmal etmeden ama.
Oyunu izleyip,oyuna,oyunculara ve muhteşem yazar Berkun Oya’ya(o da ordaydıııı) bir kez daha hayran olduktan sonra yine tanışma heyecanıyla dolduk.Bir de baktık Öykü ve Bartu Tamirane’ye gidiyorlar.Peşlerine düştük.Dışarı oturdular.Tamirane’nin yanında yaklaşık 40 dakika krizlere girip,heyecan yaşadık.Yüreğim kaldırmaz diye korktum artık ben zaten çok heyecanlı bi tipim.Zü “Hadi Hazal,şimdi gidiyoruz tamam mı?”dedi.Yürümeye başladık.Ben yürürken vazgeçtim,masalarına dönmeden dümdüz gidicektim.Ama Zü masalarının olduğu virajı aldı.Arkasına baktı,ben hemen koşturarak yanına geldim.
Masalarının yanında durduk.Masanın konumu itibariyle ilk Öykü’yle göz göze geldik.Gelmez olaydım.O nasıl bir mavidir.Dİkkatimi dağıttı.Psikopat gibi gözlerim takılıp kaldı.Masanın yanında durduğumuzda Öykü’deki şok anlatılmaz yaşanır.Bartu’da telefonla konuşuyor masada.”Allah kahretsin”dedim tam sırasıymış.
Biz:Merhaba
Öykü:Merhaba
B:Oyun çok güzeldi,çok beğendik.
Öykü:Çok teşekkürler.(şoku biraz atlatmış)
Zü:Bu arada çok saçma olacak ama biz bunu aldık size.(sünnet hediyesi paketindeki bilekliği verir.
Ben:okuldan çıkınca aldık(malım burda)
Öykü:(ne diceğini bilmez,ve dünyanın en tatlı ifadesiyle):a-ay çok teşekkür ederim.
Bartu hala telefonla konuşmaktadır.Biz Bartunun başında beklemeye başlarız.Öykü “O daha konuşacak heralde”der.Biz onu duymayız bile.Bu sırada Öykü paketi açar.hangimiz için bu diye sorar.Zü “ikiniz için” der. Peki o an kendimde olmayan ben ne derim?”dönüşümlü takarsınız”YUH BANA YUHH.Ve Öykü gülümser.
EVET ŞİMDİ FİNAL SAHNESİ.FİNAL YAPIYORUZ…
Bartu telefonu kapatır.Bana doğru döner.Elini uzatır.Gözlerimin içine bakar.Suratında tatlıdan öte olağanüstü tatlı ve nasıl desem doğal bi ifadeyle “Merhaba Bartu ben.”der.Bunlar hep ağır çekim bende.Ben de elimi uzatırım ve “Merhaba” derim.Bekler.Bekler ki adımı söyleyeyim.Ama yani yemin ederim unuttum.İmkansız gibi duruyor ama gerçekten adımı unuttum.Benim 5 yıllık hayalim gerçek oluyor burda yani.Anlayış lütfen.Sonra elini Zü’ye uzatır.O da adını söylemeyi unutur.Ona oyunu çok beğendiğimizi söyleriz.Bize çok teşekkür ederiz.Gülümser.Gözlerini kırpıştırarak “çok teşekkürler çok saolun”der Biz de İyi akşamlar deriz o da “iyi akşamlar der.Ve biz oradan ayrılırız.Üstelik heyecandan saniyeden 5km hızla koşarak.Hala kendime gelemiyorum.Ve bu kadar yazdığım olayların hepsi sadece 5 dk içerisinde oldu.Ama o 5 dk yı yıllarca tekrar tekrar yaşayacağım eminim.Öykü Karayel’in neredeyse bizim kadar şaşırması,çekingenliği,güzelliği,inceliği…Ve Bartu “Merhaba Bartu ben.”duyduğum en güzel cümle.Ama bak bilekliği aslında sana almıştık.